Helalleşme mesajı seçim stratejisi mi? Kılıçdaroğlu merak edilen soruyu yanıtladı

Helalleşme mesajı seçim stratejisi mi? Kılıçdaroğlu merak edilen soruyu yanıtladı

Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Haber türk TV’de Muharrem Sarıkaya moderatörlüğünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“HATADAN DÖNMEK ERDEMDİR”

Helalleşme mesajından sonradan gündemi değiştiren Kemal Kılıçdaroğlu, tercih stratejisi iddialarına cevap verdi. Amacının oy devşirmek olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “İnsanlar yaptıkları hataları kabul edebiliyorlarsa doğrusu bu bir erdemdir. Hatayı görüyorsunuz, hatalı olduğu öyle çok çevre kadar açıklama ediliyor, siz de kabul ediyorsanız hatadan dönmek erdemdir. Doğaüstü gelecek perspektifi çizmemiz gerekir. Geçmişe takılıp, kalma yok helalleşme. Acısı ve tatlısıyla o kadar çok olay yaşadık. Önceki yüzyılda bu ülkede gencecik çocuklar idam edildi, başbakanlar, bakanlar idam edildi. Darbeler oldu, tüm bunları yaşadık, istiyoruz fakat çocuklarımız böyle acılar yaşamasın. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakabilirsek olağanüstü olacak. ‘Bazıları da bu bir taktik mi?’ diyor. Hayır efendim bu bir strateji yok.” diye konuştu.

“ANLAŞMA KÜLTÜRÜNÜ HAPİSHANEDE DEĞİL MASA BAŞINDA YAPALIM”

Kılıçdaroğlu, sözlerin şu şekilde devam etti:

“Bu ülkede acıların yaşanmasını istemiyorum, insanların bir arada özgürce tartışmalarını istiyorum. Tüm isteğim çocuklarımıza güzel bir yüzyıl bırakalım. Yaşanan acılardan ders çıkaranlardan birisiyim ben. 68 olayları yaşadık, gençliğimizde insanlara önyargılarla yaklaşılırdı. Ülkücüler ile devrimciler hapse fikir ‘Biz niye ağız dalaşı ediyoruz’ dediler. Anlaşma kültürünü hapishanede yapmayalım, masa başında, sohbet sırasında yapalım diye düşündüm.

“OY DEVŞİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Kurumlar da kusur yapabilirler. Kusur kurumun kendisinden değil yönetenden kaynaklanır. Hatalar, yanlışlar olabilir. Gönül kırmış olabilirsiniz, yaptığınız hatalarla insanları mağdur etmiş olabilirsiniz. Bunlar hafızalarımızda duruyor. Önemli olan yarayı kazıp çıkarmak değil yarayı kapatmak. Siyasetçiler bu yaraları kesintisiz kaşıyarak oy devşirmeye çalışıyorlar. Biz Türkiye’nin sorunlarından kopuyor, bu yaralarla uğraşmaya başlıyoruz. Buradan çekip dahil etmemek lüzumlu. Biz oturalım, bu memleketi nasıl kurtaracağız, ekonomiyi nasıl düzelteceğiz, eğitim sistemi yıkım, dış politika gelip, nerelere dayandı? Önümüzde sağlıklı istikrarlı tartışmamız gereken bölge bu. Bir gelecek vizyonuyla biz önümüzdeki süreci görelim, o çerçevede götürelim.

“PARTİ TABANININ HELALLEŞMEYLE İLGİLİ BİR SORUNU DEĞIL”

Parti tabanında bir sorun değil. Ben ilçe başkanlarıyla, il başkanlarıyla görüşüyorum. Tenkit geldiği anda benim il başkanım bunu fazla rahat söyler, milletvekili arkadaşlarımız da rahatlıkla söyler. Çünkü bizde liderlik sultası yoktur. Bunu sahada gözlemliyoruz. CHP tabanının peşine düşüp takip ettiği medya, sosyal ağ ve öteki alanlar var. Lehte bu doğrudur diyen yazarlar da var, yanlıştır diyen yazarlar da var. Biz CHP olarak eleştirileri büyük bir saygıyla karşılarız. Bizim hatalarımız olabilir. Çocuklarımıza kavgasız bir Türkiye adamak zorundayız. İyilik, çekicilik, ekonomi, eğitim, edebiyat, şiir, sporda yarışmalılar. Bunu entelektüel derinliği vakit içinde olmalı. Kısır tartışmalardan azıcık çekilelim.

“28 ŞUBATÇILAR ADİL YARGILANMADI”

Biz iktidar değiliz. Olaylarda mağdur olanlar var. Roboski’ye milletvekili arkadaşlarımız gitti, güzel bir rapor hazırladılar. Bu bir üstlenme olayı yok. Hak ihlalleri demetinin Türkiye’ye getirdiği açmaz. Yahut o günlerde CHP iktidarda yok ki. 28 Şubatçılar adaletle yargılanmadılar. Onların haklarını da savunacağız. Beni severler, sevmezler öbür bir şey. Adaletsizlik varsa onun üstüne gitmek zorundayız.

“SİYASAL İDAMLARIN YAPILMASI DÜRÜST DEĞİL”

27 Mayıs’ta siyasal idamların yapılması gerçekte doğru yok. Orada da biz yokuz zaten. İktidara en yakın olduğumuz dönemde askeri darbeler olmuştu. 27 Mayıs olmasaydı ilk seçimde CHP iktidar olacaktı. Ben genel başkan olduğumda ilk ziyaret ettiğim yerlerden birisi Adnan Menderes‘in mezarıdır. Celal Bayar’ın mezarına karanfiller bıraktım. Devlet haz ve engin insan sevgisiyle yönetilir. Kin, intikam, hesabını soracağım vs. Hesabı siyasetçi yok varsa bir kabahat mahkemeye göndereceksiniz.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Benim CHP’ye mesafeli olan kesimlerle yaptığım toplantıların sonunda o kadar fazla kişi ‘helalleşmemiz lazım’ diye hoş temennilerde bulundular. Ben bunu kamuoyuna açık toplantılarda da dillendirdim. Birbirimizi anlamamız gerektiğini, oturup konuşmamız gerektiğini ifade ettim. Kavram biraz benden fazla, benim dışımda CHP’ye mesafeli olan kesimlerin dillendirdikleri kavramdı. Güzel bir kavram gerçekten. Barışma, sevgi, hoşgörüye çağrı yapan bir kavram.

Pek çok çevreyle yan yanlamasına geldik, konuştuk. Bir televizyon programında ifade ettim, bir gazetede manşet oldu. Benim yaptığım video geniş kitleler tarafından paylaşılınca birden öne çıktı. Biz düşüncelerimizi oturup tartışırız, konuşuruz. Yaptığımız çağrı Türkiye ve insanımız açısından son derece değerli. Var olan sorunlara önyargıyla yaklaşıyoruz, önyargılardan kurtulabilirsek çok hoş şeyler yapabiliriz. Farklı düşünceleri bir araya gelerek tartışabiliriz.

“TÜRKİYE’NİN BURADAN ÇIKMASI LAZIM”

Siyaset kutuplaştı, birbirimize bambaşka gözlerle bakmaya başladık. Az Daha tabi yana geldiğimizde birbirimizin yüzüne bakamayacak pozisyon içine giriyoruz. Zaten bu toplum ekonomi, aile hayatı, işsizlikte sorunlar yaşıyor. Sorunları çözmek yerine birbirimize önyargı ile bakıp, suçlamanın anlamı yok. Türkiye’nin buradan çıkması lazım. Defalarca beraber sakince oturup ‘Bu sorunu nasıl çözeriz’ dememiz gerekli. Geleceğe bakmamız lüzumlu, helalleşmenin özünde gelecek var. Oturalım, tartışalım. Nasıl düzeltebiliriz? Önyargıları kırdığımız andan itibaren farklı bir Türkiye, öbür bir kavrama. Yunus’un dediği gibi sevgiyle…

Bir sürü mağduriyet var. Yalnızca başörtüsü değil. Ben ilk başörtüsü yasağının doğru olmadığını İBB adayı iken Okmeydanı mitinginde söylemiştim. Yusuf Ziya Özcan YÖK Başkanı iken ‘Yapmayın bu yasakları kaldırın’ demiştim. Kendisi de bu konuda yorumlama yaptı. Şu Anda o mağduriyetleri telafi edemeyiz. Üniversiteye devam edemedi, büyük acılar yaşadı. Onların acılarını anlamalıyız, yaşadıkları sorunları anlamalıyız. Benzer acıların yaşanmaması için gelecek yapı etmeliyiz.

“BİR KİŞİYE HAKSIZLIK YAPILIYORSA TARAFINA BAKMADAN TAVIR ALMAMIZ GEREK”

Roboski’yi ve diğerlerini söyledim. Diyarbakır hapishanesindeki işkenceler, 28 Şubat mağdurları diyorsunuz, sonradan 28 Şubatçıların yargılanması sağlayan FETÖ organizasyonu var. Onlara da yapılan hatalı olduğuna inanıyorum. Bir kişiye haksızlık yapıldığı vakit bizden olup olmadığına, benim yanımda olup olmadığına bakmaksızın adaletsizlik karşı net tavır takınmamız gerekli. Bir karşılıklı payda oluşturmalıyız. Bir birey mağdursa yanında gidelim, oturalım, konuşalım, sorunu çözelim.

15 Temmuz’dan derhal sonradan bir telefon geldi, 1 hafta geçmiş. Kadın hoca Ankara’da gözaltına küskün. Kadın yeni doğum yapmış. Ben o çocuğun anne sütü emmesi gerektiğini söyledim, ‘hayır yapmayız’ dediler ve beni FETÖ’cü olarak suçladılar. Bu çocuğun anne sütüne ihtiyacı var. Zaten nezarette kalmayacak bu çocuk. Bunun için çaba ettikten sonra gerçekleşti bu. Ben bu kadını hiç görmedim. Bir adaletsizlik var mı? Evet vardı. Geleceğe bakacağız, benzer bir hak ihlali olmasın diye uğraş edeceğiz.

“HELALLEŞME İLE HUKUKU KARIŞTIRDILAR”

Uğraş dün başörtüsüydü olur ya önümüzdeki gün diğer bir şey çıkar önümüze. İnsanların hatalarından ders çıkarması gerekli. Bunun yolu oturmak, konuşmak, istişare etmek, danışmak. Her yaptığımız doğru mudur? Hayır, böylece bir kural yok. Hata insana özgü bir kavramdır. Çünkü biz aklımızla hareket ederiz, bizim dışımızdaki canlılar duygularıyla ön sezileriyle hareket eder. Tanrı’nın bize verdiği denetlemek gibi bir yetimiz var. Yanlış duruşma kararları da verilebilir, ırk mağdur olabilir. Güneydoğu’da hastaneyi basmaları. Kadıncağız adalet diye bekliyor. İnsanın içi eziliyor. Bir kadın oğulları gitmiş, kocası hastanenin içinde tüple öldürülüyor. Bununla ilgili dava açılamıyor, davaya mahremiyet kararı koyuluyor. Demeliyiz fakat burada yargı olmalı, bir adalet teslim edilebilmeli. Helalleşme ile hukuku da karıştırdılar. Hukuk bambaşka ama helalleşme birazcık daha farklı. Helalleşme kucaklaşma, sevgiyi egemen kılmadır. Böyle bakmamız gerekiyor.

“KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE HİÇBİR İNDİRİM OLMAYACAK”

Kadına karşın şiddetin arttığını hepimiz biliyoruz. Bunun toplumsal, sosyolojik nedenlerine bakmak, analiz etmek gerekir. O da akademik dünyanın konusu, bu konuda çok alıştırma var. Kadına yönelik zor konusunda siyasetçilerin çok sağduyu olması gerekli. Siyasiler var olan yasalar karşısında, ‘o gün kravat taktı, hakime hürmet gösterdi, iyi halden yararlandı, düşük cezadan kurtuldu’ bu dürüst değil. Bunu muhakkak bitirmemiz gerekiyor. Hiçbir indirim olmayacak, en ağır şekilde cezalandırılacak. Geçen İstanbul’da öldürülen bir kızcağız vardı. İşine dışarı giden kızı elinize alıp kılıçla öldürüyorsunuz. Anne biçare, nişanlısı acınacak halde, baba biçare, hepimiz üzgünüz. Bunun telafisi olası değil ama bu cins olaylara yol açan ortamı sonlandırmamız gerekiyor. Burada görev ağırlıklı olarak siyasetçilere düşüyor. Toplumsal barışı temin etmek, kullanacağımız dile özen uygulamak. Bütün bunları yerine getirmek olası.

Bir, Yargıtay’da bununla ilgili özel bir dairenin kurulması istiyoruz. İki, bu konuda özel mahkemelerin olmasını istiyoruz. Üç, aile içinde çatışma olduğu süre olay karakola intikal ettiğinde, en düşük bir kadın polisin olduğu ekip tarafından olayın irdelenmesini, çözülmesini istiyoruz. Kadına yönelik güç buralarda görülmeli. Bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Kuşkusuz bu yapılabilir. Bu davalara bakıldığında, bizim içtihat dediğimiz aynı olaylar aleyhinde karar verilmesi gibi bir sonucu da ortaya çıkaracaktır.

CHP’li aydınlar diye özel tasvir bildiğim kadarıyla yok. Aydın olarak tanımladığımız kişiler doğal olarak bizi eleştirebilirler, bunları saygıyla yerine getirmek gerekiyor. Acaba söylediklerimiz doğru mu, buradan yola çıkarak bazı sorular hazırladım. Örneğin, bu ülkenin insanlarının helalleşmeye ihtiyacı var mı? Bana tarafından var. Bu ülkenin insanları toplumsal vasatlıktan kurtulmalı mı, kesinlikle kurtulmalı, daha ciddi bir entelektüel seviyeyi yakalayabilmeliyiz. Birbirimizi saygı ve ölçülü eleştirebilmeliyiz. Önyargılarımızdan kurtulabilecek miyiz? Kurtulabilirsek kesin olun fazla şeyi çözmüş olacağız.

“DEMOKRASİ ÖZLEMİMİZ VAR”

27 Mayıs keşke olmasaydı, bunu tekrar tekrar söyledim. O dönemde rahmetli İsmet İnönü, idamlar olmasın diye basın toplantısı yaptı, ‘Yapmayın’ dedi. Cemal Gürsel’e ‘Bu idamları yapmayın’ dedi, mektup yazdı ‘Yaparsanız büyük hatalar olur’ dedi. Bu hatalar oldu. Biz bu yaraları deşerek siyaset yapmayalım. Siyasetçiler olarak bunlardan ders çıkarılması gerektiğini bilelim. İkinci yüzyıla nasıl bir Türkiye olarak gireceğiz biz? İşsizliği sona erdiren, maden rafineriler kuran, ihracat yapan, demokratik standartlarını kendi ülkesine getiren. Ben öteki liderlere gelin demokratik standartları kendi özgürlük irademizle yapalım dedim. Demokrasi özlemimiz var ve yapacağız.

Kesinlikle bunların tamamını yapacağız. Bu ülkede hiç kimse ‘Ben haksızlığa uğradım’ dediğimde bağımsız yargı olacak, onu dinleyen siyasi otorite olacak, sorunları çözecek. Siyasi otorite haksızlığa aleyhinde gürültüsüz kalırsa, görmezden gelirse aslında en büyük haksızlığı yapmış olur. Öldürülen, eşi ve çocukları öldürülen kadının, Suruç’ta öldürülen kadının hala elinde adaletle orada beklemesi. Kadıncağız Türkçe bilmiyor. Avukatı bana izah etti. İnsanın biraz vicdanı sızlar. Fakıbaba düzgün bir insan. Bürokrat ve doktor iken tanırım. Haksızlığa dayanma edemiyor. Bakın kaç savcı değişti. Haksızlığı kimler kadar yapıldığını biliyorsunuz. Ben oraya genel başkan yardımcısı arkadaşı görevlendirdim. Gittiler görüştüler, savcıyla görüştüler. Bunu önümüzdeki ay parlamentoya getireceğiz. Bayan eline bir kağıt hak istiyor. Orada bile izin vermediler.

CUMARTESİ VE DİYARBAKIR ANNELERİ

Cumartesi ve Diyarbakır anneleri hak istiyor mu? Evet istiyor. Ama ‘Bu anne bize yakın, öbürünü yerin dibine batırayım, çünkü bize oy veriyor’. Siyaseti bu alandan çıkarmamız lüzumlu. Diyarbakır anneleri de haklı. Değişik taraftan çocuğun mezarını göstermiyor. Galatasaray meydanında oturuyorlardı. Hayır burada oturmayacaksınız dendi. Evlatlarını görmeden bu anneler öldü. Devlet dediğiniz kurum bu kadar acımasızca yönetemez. Anne de biliyor çocuğu öldü veya öldürüldü, fakat ona mezarını gösterin. Mezarını gösterseniz geri gelecek mi, gelmeyecek tabii. Lakin aynı bir olayı bu coğrafya yaşamasın artık.

“TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ YOK”

Gerginliği kim çıkarıyor? Ben gerginlikten yana değilim, oturup uygarca tartışmalıyız. Önceden siyasi parti liderleri televizyonda özgürce tartışırlardı. Bu kaldırıldı, demokratik standartlarda eskime var, Türkiye’de demokrasi yok, insan hakları ihlalleri kötü boyutta. Belirlenmiş olun pek olaylar anlatıldı ama dün bana sahiden içim karardı. Bir şekliyle bunun aşılması gerekli. Uyuşturucu önümüzdeki süreç içerisinde en büyük tehlike olarak toplumun önünde duracaktır. Türkiye’nin buradan kuşkusuz çıkması gerekli. Evet Türkiye’nin önemli sorunları var, sorunları çözemiyorlar doğrudur. Bugün ekonomi tam bir felaket içindedir. Neyin ne olacağını kimse bilmiyor; yarın yok 1 saat sonradan ne olacağını kimse bilmiyor.

Devlette liyakat kalmamış, bakanlar bakan değil. Bakan ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yangınları söndüreceğiz’ diyor. Ne çağrıda bulunmak bu? Yangınları söndürmek için açıklamalar mı olur. Cumhurbaşkanının ‘Bay Kemal’ demesinden rahatsız değilim. Biz onun çözüm üretmesini istiyoruz. Emekliye iki maaş ikramiyeye direndiler, taşeron işçiye direndiler, en son TRT payını kaldırdılar. Şu Anda zamlar yeterince yansımadı. Toplumada ciddi tedirginlik var. Bunun altından nasıl çıkacaklar bilmiyorum. Hiçbir karar yok. Aldıkları kararlar toplumu asla rahatlatmıyor. Gerginliği yaratan kendisi gerginlikten besleniyor. Eleştirdiğim her konunun aşağı çözümünü söylüyordum.

Hemen bir konuyu eleştiriyorsak nasıl çözülmesi gerektiğini söylüyoruz. Bazen uyuyorlar bazen uymuyorlar. Bu sistem Türkiye’yi buraya getirdi. Bundan sonradan daha da kötüye götürecek. Bizim erken seçim talebimiz vatandaşımız daha büyük problemle karşılaşmasın diye. Bakın kış aylarında kaç kişinin elektriği kesildiğini duyacaksınız. Numan Kurtulmuş en düşük ücretin yükseltilmesini savunuyor, iktidarda yok misiniz siz? Yönetilemeyen bir Türkiye gerçeği var.

“SİSTEMİ DEĞİŞTİREMEZLER”

Biz bunu deyince hakaret ediyorlar, hiçbirisi umurumda değil. Sistemi değiştiremezler. Bir birey egosuna yenilmişse sistemi değiştiremez. Biz buna kibir diyoruz. Her şeye ben karar veririm, her şeyi ben bilirim noktasına gelmişse, bu ruhsal yapıdan kurtulamamışsa onun sistemi başkalaşmak diye bir düşüncesi yok. Yüzlerce, binlerce kişinin ataması bir kişinin imzasına bağlanmış durumda. 72 bin kadrolu ataması bir kişiye bağlanmış. 72 gün tayin için kaç gün olması lüzumlu. Dünyada böyle bir devlet yok, tarihte de yok gerçekten. Bunu söyleyince hakaret ediyorlar, stres yaratıyor. Irk, insanlar diyorsunuz. Tamam gidelim sandığa. Ya Da referandum yapsınlar, seçime gidilsin mi diye.

BAŞÖRTÜLERİN KAMUDA YER ALMASINA NASIL BAKIYOR?

Göreceksiniz, en küçük bir şüpheniz olmasın. Hem söyleyip ayrıca yapmamak arkadaş canlısı durmamak demektir. Benim temel özelliğim söylediklerimin ardından durmamdır. Ben samimi bir insanım. Bu olay beni dahi aştı. Toplumun her kesimi bu olayı tartışmanın dışına çıkarmış durumda. Biz geleceğe yaraları kaşıyarak yok daha güzel bir gelecek inşa edelim diyorum. Yaralar hala açık, ama yapacağız. Çocuklarımız, geleceğimiz için yapacağız. Bir tarafa yazın, gazetecisiniz.

Devlet yönetimindeki esas kaide liyakattır. Bir doktoru getirip Merkez Bankası Başkanı yapamazsınız. Tıp fakültesinde dekan yapabilirsiniz. İnşaat mühendisini tarımla ilgili alanda görevlendiremezsiniz. En son iktisatçılar küçük ayrımlarda işbölümüne giden ülke gelişmiş ülkedir tanımı yapıyor. Bizde hemen Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlayan bir kurum olmaktan çıkmış durumda. Fiyat istikrarı görevi Merkez Bankası’na verilmiş durumda. Lakin bu görevi yapamıyor. Merkez Bankası’na müdahale ediliyor.

“MERKEZ BANKASI’NIN FİYAT İSTİKRARI SAĞLAMA KAPASİTESİ DEĞIL”

“Dün sayın Erdoğan yorumlama yapıyor, ‘Merkez Bankası bırakın da egemen karar versin.’ Aynı Erdoğan Meclis’te ‘Merkez Bankası Başkanını görevinden aldık, çünkü söz dinlemiyordu’ diyordu. Hangi Erdoğan? Dünya kamuoyu Merkez Bankası Başkanının bağımsız olmadığını Erdoğan’ın kendi açıklamalarından dinliyor. Merkez Bankası Başkanı’na görevi TBMM veriyor. Lakin Erdoğan bu kanunu iğdiş ediyor. Fiyat İstikrarı Komisyonu kuruldu. Hiç toplandı mı peki? Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı sağlama kapasitesi yoktur. Para Politikaları Kurulu’na kazıbilimci devir edildi. Tarihi paraları mı inceleyecek orada? Efendim faizi indireceğiz, hoş, başlıca yardımcı olmak istiyorsan, faizi indiriyorsun dolar çıkıyor, doları indirirsen faiz yukarı çıkacak. Faizi devlet alıyor. Takvim faiz 19.2. Peki 1’e indirsin. Yurttaş borcunu ödeyemeyince yüzde 19.2 faiz alıyorsunuz, indir, sıfır yap. Yetki sende. Faizini düşür götürsün yatırsın. Merkez Bankası’nın faiz indirmesi elinde dolar tutanlara, bankada parası olanlara yarıyor. Köprülere para ödenecek? Kim ödeyecek, halk ödüyor, bizle ödüyoruz. Dolar yükseldi, Avro yükseldi işlenmiş. Peki ne olacak bu milletin hali?

Sayın Erdoğan şunları yapacağız diye paket açıklıyor mu? Açıklayamaz. 128 milyar dolar, o tarihlerde dolar 7-8 lira mıydı, olur ya de 6 liraydı bilmiyorum. 128 milyar alanların elde ettiği kara bakın. Güvey bu arada beygir izi it izine karıştı diye yorumlama yaptı. Merkez Bankası bunu neden araştırmadı? Yasal yetkisini bir protokol ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na devredemez. Bütün bu değişimler oluyor, sessizliğini koruyan Define ve Maliye Bakanı. Hiç konuşmuyor? Neden?

“ERDOĞAN GERÇEKLERDEN KOPMUŞ BİR İNSAN”

Nasıl bir bütçe bekliyoruz? Aslında bütçe çoktan eskidi. Parlamentoya gelirken öngörülen enflasyon eskidi. Gelen bütçe garantili yatırımlara, yol, köprü vs. döviz bazında ödenecek. Kesin olun herkesin, ilk olarak iş dünyasının kafası girift. Erdoğan açıklamada meslek dünyasını suçluyordu. Faizi düşürdük, neden gidip kredi almıyorsunuz diye suçluyordu. Adam yarın sabah ne olacağını bilmiyor, yatırım yapabilir mi? Erdoğan gerçeklerden kopmuş bir insan. Bütün bir paralel devlet yapılanması var. Bir Saray ve diğerleri. Define ve Maliye Bakanlığı, YÖK, Dışişleri Bakanlığı’nın izdüşümü sarayda var. Şimdi bütçeyi bile kendisi yapmıyor. Bakanlar eski bakanlar yok. Bildiğimiz atamayla gelmiş devlet memuru. Hiçbir yetkileri yok. Tüm yetkiler bir kişide yığılmış Oradan gelen talimatlarla iş yapıyorlar. Bunların iradeleri yok. Bütçe sorusunda hiçbir karar alamazlar, herhangi bir şey söyleyemezler. Ödenekler Erdoğan’dan yazı çıkmazsa duruyor.”

Faiz oranlarının %16’dan, %15’e düşürülmesinin peşinde sizce dolar düşecek mi? #faizkararı #Dolar

— Haberler (@Haberler) November 18, 2021 Euro kuru ne kadar? Euro kaç TL? Euro alış ve satış fiyatları için tıklayın. Dolar kuru ne değin? Dolar kaç TL? Dolar alış ve satmak fiyatları için tıklayın. Altın fiyatları için tıklayın. Gram altın ne dek? Çeyrek altın ne değin? Bütün seçim sonuçları için tıklayın İl ve ilçelere ait bütün geçmiş tercih sonuçları.

Haberler.com – Son Dakika Haberleri

Haberi Kaydet

Devamını Oku

SMM Panel PDF Kitap indir