FilmEkimi’nde yıldızlar geçidi

author

SEVİN OKYAY

[email protected]

2021.10.05 09:57

FilmEkimi’nde yıldızlar geçidi

Yılın bu vaktinde defalarca tercih gerçekleştirmek zorunda kalırız: yerli filmler mi, tanıdık olmayan filmler mi? Yerliyse Antalya, yabancıysa FilmEkimi. Bu sene ikiye böldüm. Antalya’ya geç gidiyorum, dönünce FilmEkimi’ne zor vereceğiz. Yalnız seçmek çok kuvvet, benim son yıllarda gördüğüm en iyi program çünkü. Tüm müsabaka filmlerini gördüğüm Altın Portakal’ı sonraya bırakıp şenlik havası, yüzyüze-dizdize farkı, yeni yönetmenlerle tanışma anıları da ekleyeceğim.
Yine de çok kuvvet fakat başlayalım hele. İKSV’nin film tanıtımındaki alfabe sırasını benimsiyorum. Açılış filmi “Titane” geride kaldı. Juho Kuosmanen, yol filmine gizli; tek öpücüklü aşk hikâyesi “6 Numaralı Kompartıman” için “Otomobille istediği yere gidebilir insan… Tren yolculuğu ise daha fazla yazgı gibidir” demiş. Merak ediyorum açıkçası. Bir Leos Carax filmimiz var. Cannes Film Festivali’nin açılış filmi “Annette” müzikalinin avantajları Carax’ın kendisi, Ron ve Russell Mael Sparks Biraderler, Adam Triver ve Marion Cotillard. Yönetmenin gençlik aşkı Juliette Binoche’u (La Binoche) sevenleri ise “Bambaşka Dünyalar”a ağırlama ediyoruz.

Anime dünyasına bilinen olanların mutlaka tanıyacağı Mamoru Hosoda son filmi “Belle” ile FilmEkimi’nde. Yönetmen kendisinin kurduğu Chizu Stüdyosu bünyesinde Cannes’da fazla hayranlık uyandıran bu fantezi-bilimkurguyu yapmış. Paul Verhoeven’i ise her zamanki gibi münakaşacı bir filmle, ortaçağ dönem filmi ile izliyoruz. “Benedetta” ile geceyarısı bölümünde gösterilecek olan “Kan Portakalları” için, cinsellik/kuvvet taşıyan sahnelere ilişkin uyarı var.

COŞKU BATMIŞ BERGMAN ADASI

Benim en heyecanla beklediklerimden, Mia Hansen-Løve filmi “Bergman Adası” yazı İsveçli yönetmenin uzun vakit yaşadığı Farö adasında geçiren bir çifti anlatıyor. “Bergman Adası” adını aldığı yönetmene ve kendi yönetmenine göndermeler yapan, Bergman sevgisi ve sinema sevgisiyle batmiş bir film. En değerli festivallerimizden birinde bir Zhang Yimou filmi izlemek yönetmeni sevenlere bir armağan. Yimou Kültür Devrimi’nde alıştırma kampından kaçan bir adamı anlattığı filmini sinemaya bir aşk mektubu olarak tanımlıyor.

Görsel efekt ve stop-motion ustası Phill Tippett’in karanlık ve gerçeküstü kâbusu “Deli Tanrı”, 30 yılı aşkın sürede 60 kişilik bir ekibin sahiplenmesiyle ortaya çıkmış bir heves projesi. Ryusuke Hamaguchi’nin “Drive My Car”ı, Cannes’de En İyi Süreklilik, FIPRESCI Ödülü ve Ekümenik Jüri Ödülü’nü alan bir Haruki Murakami uyarlaması.

Wes Anderson’un son filmi “Fransız Postası”nın lezzetli bir kadrosu var. Yönetmene göre, “yurtdışındaki bürolarda çalışan muhabirlere yazılmış bir aşk mektubu”. Hiçbir filmini kaçırmak istemediğim Bruno Dumont’un “France”ı yıldız bir TV programcısının kariyerini ve özel hayatını, fiilen da dünya haberciliğin kıstaslarını ele alıyor. “Her Şey Yolunda” ise yönetmen François Ozon ile Sophie Marceau’yu öncelikle bir araya getiriyor.

“İneğimiz Luma’ya baktığımda onda tüm dünyayı görüyorum” diyen Andrea Arnold “İnek”te bu emektar süt ineğinin hayatını sevecenlikle, fakat gerçekçi bir bakışla anlatıyor. Asghar Farhadi Cannes’da Büyük Ödül alan “Kahraman”da ahlâkî ve duygusal çatışmaları işlemiş. Madiano Marcheti’nin 2021 İstanbul Altın Lale ödüllü ve öldürülmüş trans karakterinin adını taşıyan “Madalena”sı da alaka çekiyor. Adını hâlâ ezberleyemediğim Apichatpong Weerasethakul’un Kolombiya’da geçen, Cannes Jüri ödüllü “Memoria”nın başrolünde Tilda Swinton var. Oyuncunun programdaki öteki filmleri “Anı: 2’nci Birim” ve “Fransız Postası”. “Paris, 13. Alan”, bir Jacques Audiard filmi, sevenlerine duyurulur. “Yeraltı Peygamberi”ni hatırlatırız. Jane Campion on iki yıllık aradan daha sonra “The Power of the Dog”la sinemaya döndü. Bu dünyanın erkeklik duruşunu merhametsizce eleştirdiği filmiyle Venedik’te Gümüş Aslan’ı (En İyi Yönetmen) aldı.

Antoneta Alamat Kusajanovic’in Altın Kamera’lı birincil uzun metrajlı filmi “Murina”yı çok merak ediyorum. Kirill Serebrennikov’un “Petrov Grip Oldu”sundaki grup salgını kurbanı çizgi romancı Petrov’u da. Fazla sevdiğim Nanni Moretti’nin “Üç Aile”sini de görmek isterim. Evet, atladıklarım var ve besbelli bir yerde alfabe sırasını boşladık. Fakat Kapanış Filmi’ni unutmuyoruz elbet: “Dune: Çöl Gezegeni”. Yönetmen Denis Villeneuve’ün yazan Frank Herbert’in kült romanına “Blade Runner”dan daha dürüst yaklaştığını umuyorum nedense.

İyi seyirler!

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir