Hiç kimse, diğerine öteki diye bakmadı

Sacit Aslan, 1953 yılında Zülfiye Necla Girayer ve Fahrettin Aslan ’ın oğlu olarak geldi dünyaya. Babasının sahibi olduğu Maksim Gazinosu ’nda çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerini yaşadı; garsonluk, katiplik, müdürlük, patronluk yaparken çarpıcı olaylara tanıklık etti. Farklı karakterlere sahip olduğu, “Gazinocular Kralı” olarak nam salan babası Fahrettin Aslan ile çatışmalı bir hayat sürdü.

Haksızlıklara sabır edemediğini gösteren Sacit Aslan “Ben de pirüpak bir insan değilim. Sizi şerefim ile temin ederim, hatayı bir defa yaptım, bir daha tekrarlamadım” diyor. En bariz niteliklerinden biri açık yürekli oluşu. “Bir Masalda İki Kral Olmaz” isimli kitabı bir hayli alaka çeken Sacit Aslan ile yalnızca çarpıcı açıklamalarda bulunduğu ve hiçbir tekziple karşılaşmadığı kitabında anlattıklarını değil, daha fazlasını konuştuk.

Bu kitabı yazmanızda sizi tetikleyen duygu ve fikir nedir?

Sohbetlerde “Eskiden yoktu böyle şeyler” denir, ancak kapalı kapılar ardında cereyan eden çirkinlikler o zaman da vardı. Ayrıca bunları gün yüzüne hariç tutmak, ayrıca de Türkiye ’nin nereden nereye geldiğini kendi gözlemlerim ve yaşadıklarım ışığında gözler önüne sermek istedim.

 Şaşılacak ve sarsıcı bilgiler veriyorsunuz. Örneğin gazino patronu ile medya patronunun etik dışı davranışları gibi.

Bilhassa iddialı konumlarda bulunanların dostlukları suistimale ve çıkarcılığa dönüştüğünde öngörülmeyen felaketlere sebebiyet verebilir. Bunun en keskin örneği Fahrettin Aslan ile Erol Simavi arasındaki ilişkidir. Yalnızca kendileri ve sahip oldukları kurumlar değil, sanat ve basın kamuoyu, dolayısıyla toplum da hasar görmüştür. Pek oysa, Simavi gazinodaki programa müdahale edebiliyor, sanatçıyı sahneden indirip, kafasına kadar bir başkasını çıkarabiliyordu. Bunun karşılığında Fahrettin Aslan da beğenmediği bir haberi gazeteden çıkarttırma cüreti gösterebiliyor, geceyarısı matbaa baskısını durdurabiliyordu. Gazino öylesine popüler bir yerdi ancak, Fahrettin Aslan burada sağladığı dostlukları her alanda olduğu gibi siyasette de kullanıyordu. Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ’in yardımı ile koşulları kumarhane ruhsatına uygun olmayan Maksim için 24 saatliğine özel yasa bile çıkarılmıştı.

70 ’LERİN BEYOĞLU ’SU NASILDI?

Sacit Aslan kitabında daha pek fazla garip kişi ve yıkıntıilginç olguları anlatıyor. Gazinonun müdavimi tarikat şeyhleri, rüşvetçi emniyet müdürü, kabadayılar, istihbaratçılar, bakanlar, kumarhane belası, sanatçıların yozlaşması, skandallar… Ancak kitaba sığmayanlar da var. Onlardan biri, yönetmenliğini Seren Yüce ve Zeynep Günay Tan ’ın, senaristliğini Aysin Akbulut, Rana Denizer, Necati Şahin ’in yaptığı “Kulüp” adlı dizi filmde geçen olaylar. Buradan yola çıkarak, Sacit Aslan ’a 1950 ’lerin, 60 ’ların, 70 ’lerin Beyoğlu yapısının nasıl olduğunu sordum.

“Evimiz Beyoğlu Çağlayan Sokak ’taydı. Madam Eleni vardı, her sabahleyin yardıma gelir, hizmetçi gibi değil evin bireyi gibi muamele görürdü. Öz annem dek hürmet ettiğim bir hanımefendiydi. Ağabeyi Aleko berberimdi. Allah rahmet eylesin, hasretle anıyorum onları. Yanında çıraklık yaptığım Maksim ’in katibi Prodromos vardı, bugün bilgisayarların yaptığı hesapları kafasında çözümleyen bir ustaydı. Gazinonun elektrik işlerine bakan Kosta vardı. Hayko ve Hazaros kalfa vardı, bütün teknik işlere bakan önemli insanlardı. Saz üstadı Paraşko vardı, kemençe çalardı, muhterem bir adamdı.

Gece hayatında gayrimüslim yurttaşlarımızın sanattaki yerini hiç kimse dolduramadı. İşlettikleri veya çalıştıkları yerlerde hiç atışma ve hadise çıkmazdı, hemen hemen psikolog ve sosyolog gibiydiler. Müesseseye gelenleri memnun ederler, iyi hissettirirlerdi. Adı üstünde, eğlence yerine eğlenilirdi.

Dizide izlediğimiz davet mekanı Maksim Gazinosu değil, (Salih Bademci ’nin canlandırdığı) Selim Songür de Zeki Müren yok. Fakat bazı karakterler gerçek kişilerden ilham alınarak canlandırılmış. Sürücü Fındık İsmet ’i tanıyorum, Maksim ’de çalıştı, Pakize adlı taksisi ile bizi tatile götürmüştü. (Gökçe Bahadır ’ın canlandırdığı) Matilda Maksim ’de çalıştı. Kızı (Asude Kalebek ’in canlandırdığı) Aysel ’i de anımsıyorum. Aysel ’in öteki adının Rachel olduğunu yıllar sonra bu dizide öğrendim. Hiçbirine “Sen Rum musun, Ermeni misin, Yahudi misin, Hristiyan mısın” diye sorulmazdı. Gazinoda 120 personel çalışırdı, hiç kimse diğerine öteki olarak bakmadı. Birarada düzen içinde yaşama kültürü çok güzeldi.

Geçen hafta, senelerdir gitmediğim Beyoğlu ’na gittim. Arkadaşım ile Taksim ’den Tünel ’e dek yürüdük. Gördüklerime inanamadım. Muammer Karaca Tiyatrosu ’nu bulamadım. Emek Sineması değil. Kaliteli dükkanlar kalmamış. Bir zamanların renk ve ahengi kaybolmuş. O şık hanımefendiler ve beyefendiler tarih olmuş. Derhal Arap egemenliğinde bir anlamsız yarış oluşmuş. Beyoğlu ’nun renkleri solmuş.”

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir