Sen Tuvalete Giderken Burada Beklemektense Cansız Bedenini Bu Partiden Sürüklemeyi Tercih Ederim


Oh, tuvalete işemeye mi gidiyorsun? Dayan dostum. Bir çılgınlık yapmayalım. Burada iyi bir şeyimiz var. Sen yanımda olduğun sürece, ben bir partide normal bir insanım. Uzaklaştığın an, her şeyi mahvediyorsun. Dikkatsizce yaptığın bir hareket, tuvalete gitmek gibi ve birden bir partide tek başına duran biri oldum. Olmasını istediğin hastalıklı, çarpık bir şey mi?

O zaman ne yapmalıyım? Telefonuma bakar mısın? Yapacağım. Telefonuma, dünyadan yeni çektiğim nadir, güzel bir kristalmiş gibi bakacağım. Ama bu beni bütün bir banyo gezisi için tutamaz. Siz hayatınızın tadını çıkarmak için çiş sarayına giderken ben burada, partilerin nasıl çalıştığını anlamayan bir pislik gibi yeğenimin aynı fotoğrafını defalarca beğenip beğenmeyeceğim.

Başka biriyle konuşmak mı? Ve tam olarak ne söyle? Onlara Jason’ı nasıl tanıdıklarını sorun. “Üniversiteden” gibi değersiz bir şey söyleyecekler. Ve sonra ne? O zamana kadar, sen hala çişin ortasında olacaksın ve tamamen yabancı birine, açıkça konuşmak istemedikleri zaman işlerinin ne olduğunu sormak zorunda kalacağım. Jason’ın birinci sınıf öğrenci yurdunun akademik katı hakkında bir şeyler duymaktansa, bu mağazadan alınmış queso plastik kutusunun tamamını ağzıma sürmeyi tercih ederim.

O banyoya doğru bir adım atarsan odadaki en büyük ucube olurum. Sence orada bu kadar harika ne var? Tuvalet? Emin. Lavabo? Muhtemelen. Ama işin bittiği yer burası dostum. Jason’ın el havlusu olduğunu mu düşünüyorsun? Gerçekçi ol. Evin en hayal kırıklığı yaratan odasında zamanınızı boşa harcamayın.

Ah, bir içki daha alayım mı? Sen pervasızca çişini tuvalete fırlatırken ben de kendime aptalca bir görev vereyim diye mi? Bu en iyi ihtimalle iki dakika sürer. Üç, tatlı zamanımı alır ve bir bardağa sıvı dökmek gerçekten zormuş gibi davranırsam. Ve sonra ne? Bu yeni içkiyle nereye gideceğim? Bunu hiç düşündün mü? Hayatlarının en iyi sohbetini yapan yabancılardan oluşan bir çevreye doğru adım atmalı mıyım ki onlar benim arkadaşlarımmış gibi mi görünsün?

Bak, seni korkutmak istemem ama Jason’ın banyosunu koruyan bir trol olduğunu duydum. Gerçek bir kötü adam. Ve bilmecelerine onu tamamen tatmin edecek şekilde cevap vermezsen, bir tür tuvalet cin gibi sonsuza kadar orada hapsolursun. İnan bana, bunu istemezsin. Jason’ın tuvalet fırçasına en son ne zaman dokunduğunu düşündün?

Dinle, burada kalırsan harcadığın zamana değebilirim. Sana bir avuç dolusu mısır cipsi vereceğim, kırık ya da parça yok. Jason’ın parti çalma listesine girip “Sweet Caroline”ı koyacağım. Bu partiden ayrıldığımızda, seni istediğin kadar banyoya götüreceğim. Şehirde bir banyo turuna çıkacağız. Sadece sen ve ben. Benim ikramım. Gördüğün en güzel banyolar. El yapımı sabun. Altın tuvaletler. İşeyip “Vay canına, Jason’ın partisinde bir salak gibi tuvalete gitmediğime çok sevindim” diye düşünürken havada okaliptüs kokusu dolaşıyor.

Bir tuvalette olup bende olmayan ne var? Yani su dolu ve sifonu çekiyor ve oturacak yeri var. Kimi kandırıyorum? Bununla rekabet edemem. Sadece git. Orayı seveceksin. Söyleyebilirim. Bahse girerim tuvalete gidip gelirken sayısız arkadaş edineceksin. İşemeyi bitirdiğinde, seni omuzlarında taşıyacaklar, ne kadar sidik bir kahraman olduğun hakkında çıldıracaklar. Sağır edici “Sidik kahramanına üç alkış!” sloganları arasında adınızı söylediğimi bile duymayacaksınız.

Ama gerçekten tek umursadığın bu mu? İşeme? Sadakat ne oldu? Her ne olursa olsun birlikte geldiğin kişinin yanında durup birkaç dakikalığına garip hissetmelerine ne oldu? O kutsal parti kodunu çiş yapmak kadar önemsiz bir şey için mi bozacaksın?

Beni birazcık bile umursasaydın, bebek bezi giyerdin.




Kaynak : https://www.mcsweeneys.net/articles/id-rather-drag-your-lifeless-body-from-this-party-than-wait-here-while-you-go-to-the-bathroom

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir