Sosyal medya doktorun istifasını konuşuyor

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ’nde yurt dışına giden hekimleri eleştirerek “Varsın gidiyorlarsa gitsinler, bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam eder yola devam ederiz” sözlerine tepkiler dinmiyor.

Anadolu ’da mecbur tahsis yapan bir kadın hekim Erdoğan ’ın bu sözleri üstüne sosyal ağ hesabından paylaştıkları hekimlerin yaşadığı sorunları çarpıcı bir şekilde ortaya koydu:

İSTİFA SEBEBİM PARA HIRSI DEĞİL: Ilk Olarak açıkça belirtmek isterim ama istifa sebebim özel hastaneye geçip daha fazla para kazanma hırsı değil. İstifa edip birkaç ay çalışmayı düşünmüyorum fakat yaşadıklarımı hafızamdan silip her tarafta çalışma hevesi kazanabileyim.

İstifa etmeye psikolojik ve bedenen neredeyse afet hissettiğim bir nöbetimde bir anda karar verdim.

EĞLENEREK ÇALIŞAN BİR İNSANIM: GENELLIKLE ani başlangıçlar ve ani bitirişler yapma yatkınlığım vardır ama benim hayatımda mesleğim böylece aniden vazgeçebileceğim ve çalışmama kararı alabileceğim bir nesne hiç olmadı. Çünkü işimde eğlenerek çalışan bir insanım, haberdar olan bilir.

MECBURİ HİZMETTEYİM: Bir devlet üniversitesinde tıp fakültesi bitirip ülkenin en yüksek puanlarıyla kazanılan kadın doğum kliniklerinden birinde uzmanlık eğitimi alarak; bir hudut şehrine bayan doğum uzmanı olarak mecburi hizmetimi yerine getirmek üzere atandım. 482 gündür buradayım.

HER AİLENİN 8-9 ÇOCUĞU VAR: Şehirde doğum oranı çok yüksek. Her ailenin yaklaşık 8-9 çocuğu var ve bu çocukları haliyle bizler doğurtuyoruz. Şehrin sadece 2 ilçesinde kadın doğum doktoru var. Kalan ilçelerdeki bütün doğumlar da merkezde bizim hastanemizde gerçekleşiyor.

MAHRUMİYET: Merkez diyoruz fakat düşündüğünüz gibi bir şehir merkezi yok. İhtiyaçlarınızın bir kısmını yerine getirmek için büyük şehirlere gidiyorsunuz. Bi miktar yoksunluk yaşanıyor denebilir. Neyse.

DEVLET İSTEDİĞİ ŞEHRE GÖNDERİYOR: Neden burdasın derseniz uzman doktor olduğunuzda devlet sizi bilmediğiniz herhangi bir şehre herhangi bir ilçeye gönderiyor ve 2 sene burada çalışmazsan herhangi başka bir yerde hekimlik yapamazsın kuralı koyuyor.

AİLENİZDEN BİNLERCE KİLOMETRE UZAK: Siz de bekarsanız annenizi babanızı kardeşinizi bırakıp 1500 km (ben) öteye taşınıyorsunuz. Evli olup da benzeyen durumu yapamayanlar oluyor şanslıysanız eşiniz memursa eşinizi de götürüyorsunuz ya da yanına atanabiliyorsunuz.

UÇAKLAR KALKAMIYOR: Kışın haftanın yarısında uçaklar hava koşullarından ötürü kalkmıyor. Hava kışın -30lardan yukarı çıkmıyor ve sisten göz gözü görmüyor.

KİRPİKLERİNİZ DONUYOR: Evden işe bu vesileyle kirpikleriniz ve kaşlarınız donuyor, hastaneye girdiğinizde bir süre çözülmesini bekliyorsunuz. Aracınız varsa donuyor ve çalıştıramıyorsunuz. Böyle bir iklim.

ONKOLOJİK BİR RAHATSIZLIĞIM VAR: Kendim çoğu kronik rahatsızlığa sahibi olduğum gibi feokromasitoma adında onkolojik bir rahatsızlığa da sahibim. Oysa şehirde kendi tetkiklerimi yaptırabileceğim kitler ve tetkikler yok. Haliyle takiplerimi İstanbul ’a gidiş gelişlerle halledebiliyorum.

“SEN HEKIM DEĞİL MİSİN”: Neyse bunlar benim şahsi problemlerim, bir şekilde halloluyor. Lakin hastalarımıza konu gelince riskli olan hastalarımızı büyük şehirlere sevk ederek işlerinin hallolmasını sağlıyoruz. Ama birçok durumda şununla karşılaşıyoruz: ‘ ’Sen de doktor değil misin yap işte ameliyatı ’ ’

-Şehrimizde üniversite hastanesi yok, büyük kasaba hastanesi de değil-

“HAYVANLARI BIRAKAMAM EŞİM ÖLECEKSE ÖLSÜN”: Bir hastamın eşine riskli bir ameliyat olacağını ve tıp fakültesine gitmeleri gerektiğini söylediğimde ‘ ’Benim hayvanlarım var bırakıp götüremem ölecekse de burda ölsün ’ ’ cevabını aldım.

“HASTAMIN ÖLMESİNİ İSTEMİYORUM HOŞ KARDEŞİM”: Karısından bahsediyor. Sen karının ölmesini istiyorsun da ben hastamın ölmesini istemiyorum şayet hoş kardeşim?

Ölecekse ölsün denilen tüm hastalarımı burda riskle ameliyat etmeye devam ediyorum yaklaşık 2 senedir evet. Kocasının değer vermediği ve yanımda ‘ ’yenisi alınır kadından çok ne var ’ ’ denilen hastalarımı kendi ailem gibi görüp ameliyat etmeye ve doğurtmaya devam ediyorum evet.

“ODAMIN BASILACAĞINI BİLİYORUM ÇÜNKÜ YAŞADIM”: Fakat en minik bir komplikasyon veya yolunda gitmeyen bir koşul olduğunda odamın basılacağını kapıma dayanılacağını ve can güvenliğimin sarsılacağını da gayet iyi biliyorum, onu da yaşadım çünkü.

Odam da basıldı, korkutma de aldık, yüz kişi toplanıp kavganın ortasında da bırakıldım, odamızı kitleyip saatlerce polisler göre kalabalığın dağılmasını da bekledim. Bunlar da olmadı değil.

“BİR AYDA 24 SAATLİK 9 NÖBET TUTTUM”:Bu ocak ayında ayda 9 adet 24 saatlik nöbet tuttum. Kalanlarında poliklinik hizmeti verdim. Nöbetlerimin her birinde takriben 10-15 ameliyat yaptım bir o kadar da alışılagelmiş doğum hastası takip edip ebe hanımlarla doğumlarını yaptırdık. Bu 24 saatlerde hastanede tek hekimdim.

“DOKTORU YAŞATMAM DİYE TEHDİT EDİYORLAR: Sezaryene girdiğimde, serviste yatan hastanın kocası ağız dalaşı çıkarıyor doktor nerde diye. Ameliyattan çıkıp servise gidiyorum kanamalı hastama bakarken acildeki hasta beni beklerken kocası ağız dalaşı çıkarıyor karıma bir şey olursa doktoru yaşatmam diye tehdit ediyor.

“YOLUM KESİLİYOR”: Koridora çıkıyorum yolum kesiliyor tuvalete gidiyorum kapımda bekleniyor, ”hocam hocam hocam hocam” kelimesi duymak istemiyorum artık.

Acilde hastaları tetkik ederken içeride sıradan doğum için yatan hastalar ebe hanımları tekmeliyor ısırıyor yumrukluyor ve ebe hanımlar doğum acısından ne yaptığını bilmiyor diye susuyor. Sonradan dayanamayıp beni arıyorlar ve birkaç tekme de ben yiyorum.

“TEKME VE YUMRUĞUN NORMALLEŞTİĞİ KAÇ MESLEK VAR?”: Hamile doktor arkadaşım doğumda karnına tekme yedi burda ve düşük riski atlattı. Tekme yumruğun normalleştiği kaç iş biliyorsunuz?

Koluna noldu diyorum, hasta ısırdı hocam diyor. Ya bu alışılagelmiş mi allahın aşkına.

Bayağı doğum sancısının sıradan bir koşul olduğunu anlatmaya çalıştığımız insanlardan kaç kez ‘ ’Karıma bir şey olursa seni yaşatmam, cezasını çekersin ’ ’ cümlesini duyduğumuzu biliyor musunuz? Doğumda sancısı var diye hem de ?

DOĞUMDA BACAKLARINI BAŞLAMAK İSTEMEDİĞİ İÇİN BEBEĞİNİ BOĞDU: Hani deniyor ya niçin sezaryen oranları arttı diye. Doğumda bacaklarını açilmak istemediği için bebeğini bacaklarıyla boğarak öldürdü bir bayan benim hastanemde.

Günde 15 olağan doğum olan bir hastanede tek bayan doğum doktoru olarak benzer anda servisteki hastama mı bakayIm, acilde saldırgan kocaları yatıştırıp hastaları mı tetkik edeyim tekme atıp kendini yerden yere vuran gebeyi sakinleştirip doğuma sempati mi kazandırayım, ameliyata mı gireyim? Benzer anda kaç yerde olayım?

Yorum yapın